Başlıklar
Sitemiz Hakkında
Vakıf Hakkinda Bilgiler
Vakıf Faaliyetleri
Arguvan Vakıf ve Dernekler
Arguvan ve Köyleri
Arguvanlı Sanatçılar
Arguvan Türküleri
Arguvan Türkü Festivali
Arguvan Olgusu
Resim Galerileri
Size Özel
Yazarlardan
Telefon Fihristi
Linkler
Ziyaretçilerden Gelenler
Bize Ulaşın
Anket

Aktif anket bulunmamaktadır.


Üyeler

Kullanici :
Sifre :


Üye Ol
Şifremi Unuttum

Toplam Üye : 2641
Aktif : 0
Misafir : 1


Online Üyeler





ZİYARETÇİLERDEN GELENLER

Dİ GELDE PATLAMA
DE GELDE PATLAMA

Attığım şu başlık bana ne diyeceksen hemen de diyor. Alnı açık yüzü ak Laik çağdaş bir Türkiye için ‘Baykal dan mı, bu gibi bir liderle yada CHP den mi kurtulmak lazım?
Bu şahıs Hz. Mevlane mi zannediyor kendisini. ‘Her ne olursan ol, yine de gel’ diyebiliyor.
Yada halk mı zatı muhteremi tam olarak anlayamıyor? ‘Bir nala, bir de mıha’ vuruyor.
Ve yahut da, olduğu gibi görünmek istiyor da sayın CHP liler farklı gözlüklerle mi izliyor başkanlarını?
Her ne dersek diyelim’ Anlamayana davul zurna az, anlayana sivri sinek saz’ demiş atalarımız.
Allah aşkına, biz ne zaman adam olcağız, 50 yıldır yandı döndü oynanan bu politikaların arkasında düşe kalka nerelere sürüklendiğimizin farkında mıyız?
Bizim partimiz ‘Mustafa Kemal Atatürk’ün partisidir’, deyip kendi kendinize koltuklarınızı şişirip konuşuyorsunuz, Sayın CHP liler, bu gün ‘O Büyük İnsan’ yaşasaydı, kaçınızı o çarşaflıların arkasına katıp ‘adlarını kaleme almak bile istemediğim’ tarikatlara kovalamazdı? S. Baykal, bu kıyafetler simge diyordu daha da başka demiyordu. Peki o simge neyin simgesi idi?, siz hep bu çıkışlarınızla ağırlığınız kadar alkış aldınız S. Baykal, oylarınız artmaya başlamıştı. Peki ne oldu da birden, ‘geçmişte yaptıklarınız gibi’ bir yanıp hemen geri söndünüz? İşte o üstü kapalı beyinlerin saflarınıza gelmesiyle, sizin dışınızda, tüm o büyük insan M. KEMAL ve devrimci ilkelerin arkasında olanlar, kendilerine laik olan bir yerde ‘hiç zaman kaybetmeden’ buluşmak zorunda kalacaklar.
Aklıma gelmişken ‘Malatya Kültür Sanat Derneği, kısa adı ‘MAKSAT’ Dergide 2003 de yayınlanan ‘ALO UZO’ öykümde demiştim.
Sayın Kemal DERVİŞ’ o tarihlerde solda birlik arayışı çalışmaları sürdürürken S. Baykal da birleşelim demişti.
‘Ondan kolayımı var, S. Baykal CHP nin başından çekilsin birlik sağlandı demiştim…
Ata yı aldatamazsınız, ilgili şiirimden bir bölümle ona ve onu anlayanlara şikayetimi tekrarlamak ihtiyacı duydum. Bu tip kaypak politikalar yüzünden bir şeyler yazacağım diye şiirlerimle uğraşmaya zaman ayırtmakta zorlanıyorum. O nedenle bağışlanmamı diliyorum...!

Kalksan baksan bir bu yana
Sulh demiştin bu cihan’a
Zalimler uymadı sana
Sarı saçlı Mavi gözlüm

Açlar çöpte ekmek arar
Dalan daldı çalan çalar
Devrimlerin gördü zarar
Sarı saçlı Mavi gözlüm

Dönemedik uygarlığa
Sarıldık kara sarığa
O kılıktan bu kılığa
Sarı saçlı mavi gözlüm

Laik dedin ilkelleştik
Eğitim de geri gittik
Ekonomi de de bittik
Sarı saçlı Mavi gözlüm

Ali Rıza’m, yolumuz kış
Aşması zor önü yokuş
Her gelene tuttuk alkış
Sarı saçlı mavi gözlüm
Çağdaş bir ülke olmanın yolu çağdaş tutarlı bir politika üretmek ve dayatmakla olur. Bu bizde yani Türkiye gibi çok renkli mozaik bir ülke için olmazsa olmazlardır. Olmaz kardeşim, senin bu ve benzer çıkışların hep ülke demokrasisine zarar getirmiştir. Birilerini işlenmiş karanlık beyinleriyle hoş gör ve onunla Müessir medeniyetler dünyasında yer ara. Bu eşya tabiatına uymaz.
Sayın CHP liler, tarihi bir yanlışla yoldasınız. ‘Çağdaş, Demokrat, Aydın, herkes bize ‘kerhen’ de olsa oy verecektir, biz bu konumumuzu TBMM de nasıl olsa koruruz, gibi görüşünüz hep konuşuluyor.
Bu anlayış, size oy verecek dediğiniz seçmen kesimler için, ‘başınızın çaresine bakın demek mi oluyor?
Tüm Dünya hep ileri bakarken, Türkiye’de geriye ‘Kökten Dinci ve Irkçı’ çalışmalar yeteri kadar yapılmaktadır, ‘Peki ya siz? TBMM de neyi temsil etmektesiniz, renginizi belli edemediniz ve yanlış yapıyorsunuz …
Gönderen :Ali Rıza UĞURLU Tarih:19.11.2008

madımak müze olsun
lütfen madımak müze olsun imza kampanyasına destek verin.ilgi ve alakanıza teşekkürler...www.alevionline.com/madimakmuzeolsun.asp
Gönderen :eren midem Tarih:19.11.2008

ARGUVANLI DEMEK BAŞKA, ARGUVANLILIK BAŞKA
Adına nice türküler yapıldı okundu, Arguvan diye şiirler yazıldı. Çok seneler nice ocaklar yandı, yıkıldı, nice evlerin hali "Han-Harap" olup, kimsesiz kalan bacaları tütmez oldu. Her akşamın sonunda yeni bir sabah nasıl oldu bilinmez, nasıl geçti bunca ömür, umutlarımız darmadağın oldu, esen rüzgârlarda bir bir gurbet ellere savruldu. Ah Ah! Zalim kader ne suçumuz vardı? İçimize nereden düşürdün bu ateşi. Benliğimize nişan ettin, bir zıpkın gibi vücudumuza sapladın, şimdi oldu mu? Dertlerim bir idi, bin oldu, hayat yolumuzu yokuş ettin, sen nerden bilirsin ne haldeyiz, soranda yok, arayanımız da yok.

Ben ezelden beri; Onun kulu, kölesiyim, benim ekmeğim, aşım onun adına şandır, şöhrettir. Her yudumladığım su, içimde onu çağlar durur, bir şelaledir, adeta Kızık köyünde çağlayan Uludere gibi. Teneffüs ettiğim her nefeste, onun kokusunu alırım, Göldağın dan esen rüzgarda savrulan çiçeklerdeki polen kokuları gibi, ciğerlerimizi doldurur adeta bir İğde çiçeğinin buram buram kokusu gibidir.

Adına kurban olayım senin emi!

Bilmeden öyle diklenme ne olur, yazına, yabanına doyum olmaz, içimdeki bu kadar kederin dağarcığını sen büyütün, ne diye bilirim ki suç senin değil sana hasret bırakan bağındaki, bahçendeki yaban gülünün. Gül demek öyle basit değil, değişmem bin çeşit çiçek verselerde dahi seni, bu gül değimlidir sevginin, saygının sunduğu ikramın adı.
Burası bir başka topraktır, her bir elden, her bir telden çalınıp söylenen, Arguvan diye inleyen türkülerinin doğduğu topraklardır.

Arguvan adına ortaya çıkartılan, her biri diğerinden muhteşem, değerli ve eşsiz türkülerinin piştiği topraklardır. Yüce dağlardan engin ovalara yayılan bir yel gibidir, insanın tenini okşar. Deli gönül senin bana ettiğin nedendir acep ola, bu eziyetin yükü nedir bilemem ki, aklıma bir şeyleri getirip durma ne olur, yine yüreğime kor ateşi düşürme, ben bu ateşi nasıl söndüreyim, gel ayrı koyma beni bir garip olmuş doğduğum toprağımdan.

Ayrı kaldığımız toprak çukurdur, bozkırdır. Bozkırı olmayan yaylası bir hoş, dağı ise heybetlidir. Burası Arguvan çanağı, Göldağının bir yanağıdır. Kadasına-belasına kurban olduğum, gel kardaş ayrılma bizden, bizim eller başak yere benzemez, uzun uzun boy vermiş “Kavak” ağaçlarının hazanda yere düşen yaprağının çıkardığı hışırtısının yaşandığı dere kenarlarıdır, Arguvan dediğimiz yer. Bir zamanlar üstü açık Kamyonların kasalarında yapılan yolculuklardaki tozlu yollarını özlediğimiz, tuzlu sularını kana kana içtiğimiz, “Kırkgöz” köprüsünde sıra bekleyerek sıran gelsin de gecesin diye gecen zamanı, , unutmak hiçte kolay değildir, burası da Arguvan yoludur. Kaderi çok farklı ve diğerlerinde dertli, bir o kadarda zorlu yaşamı, yazgısı dertle dolu, yinede insanı saygılı, dilleri ballı, güler yüzlü, şefkati bol, yüreği güneş gibi sıcak ve parlak, emektar insanlarımın doğduğu ve büyüdüğü yerdir. Arguvan insanı vatanperverdir, yetiştirdiği bu insanlar ve değerleri ile örnek olunana bir yerin adı Arguvan’dır.

İşte bu insanlara ulaşmak o kadar uzakta değil, işte bu insanlar Arguvanlı ve Arguvan toprağının izlerini taşıyan, yürekli ve azimli Türk milletinin önemli birer fertleridir.

Arguvan’ı sadece kişisel bir yaklaşımla, Arguvan yolunu ve toprağını çiğnemeden, hele hele suyunu içmeden, ekmeğini yemden, Arguvan’ın bin türlü derdine derman aramadan, Arguvan yazgısını ve gerçeğini yaşamadan, gerçek Arguvan sanatçısı olmadan ondan nemalanmak ve türkülerinden medet ummakla, Arguvanlı olunmaz ve Arguvanlıyım da denilmez.

Arguvanlı olmanın gerçekleri, üzerinden Arguvanlı olmanın en önemli sembolü sayılan, Arguvanlılık terinin değerini bilmeden, bu teri hissetmekten ve Arguvan da yaşlanan insanlarımızın çektikleri emsalsiz çileli yaşamı, tenlerindeki kokuyu, burunlarıyla koklayıp bu yaşamı algılamakla Arguvanlı olunur.

Bir nesnenin gölgesi gibi Arguvanlı olunmaz. Arguvanlı olmak asıl kimlik ile toprağına ayak bastığınız yoldaki, nasırlaşan ayak topuklarındaki izlerde yatar.

Arguvan türküsü ve Arguvan insanı; asıl kimliği Arguvanlı olmayıp da kendisinden nemalananı ve kendisine paye çıkaranı asla affetmez. Arguvanlılık öyle kolay bir hadise değildir. Arguvanlılık çok farklı bir meseledir. Kısacası “ Taş yerinde ağırdır.” Arguvanlılık bir başkadır.

Sağlıcakla kalınız
SAYGILARIMLA
Serhan Bilgen
Gönderen :SERHAN BİLGEN Tarih:17.11.2008

10 YIL GECİKMİŞ YAZI
10 YIL GECİKMİŞ YAZI

Arguvan ve Köyleri Eğitim ve Kültür Vakfı tarafından 1998 yılında basılan, Muharrem Temiz tarafından hazırlanan " Arguvan Ezgileri 1" adlı eseri incelediğimde çok sayda düzeltilmesi gereken bölümler görmüştüm. Kitabın hazırlayıcısı ve dönemin yöneticileri ile görüştüğümde bu yanlışlıkların yazım hatası olduğunu bildirmişlerdi. 2008 yılında yine aynı vakıf ve hazırlayıcının okuyucuya sunduğu "Arguvan Ezgileri 2" adlı eseri incelediğimde aynı yanlışlıkların sürdüğünü gördüm. İlk kitap ile ilgili bir inceleme-eleştiri yazısını yazmadığım için kendimi suçladım. Gecikmiş bu yazıyı kaleme aldım.

Bu inceleme-eleştiri yazısında amacım: Asla bir eseri karalamak, kötülemek değildir. Böylesi eserlerin ne kadar büyük emeklerle oluşturulduğunu; bir tek dörtlük için kaç günün-gecenin harcandığnı bilenlerden biriyim. Bundan sonra yapılacak çalışma ve yayınlara ışık tutmak, daha iyi, daha güzel eserlerin oluşmasına katkı sunmak amacıyla bu yazıyı hazırladım.





Arguvan Ezgileri 1 (Kitap 1) 60 tanesi notaya alınmış, 48 i notasız 108 eserden, Arguvan Ezgileri 2 (Kitap 2) ise 71 notaya alınmış eserde oluşmaktadır. Kitap 1 de Notasız yazılan iki eser ( Kayanın dibinde malmı yayılır ve Er kalkan aşıklar erdi menzile) aynı zamanda notaya alınanlar içinde de verildiği için değerlendirmeye alınmamıştır. İki kitapta 131 i notaya alınmış 177 eser mevcuttur.

Eserler yöresi, kaynak kişisi, derleyici-notaya alıcısı, söz yapısı olarak incelenmiştir. Müzikleri ayrı bir inceleme konusudur. Şunu söylemeliyim ki: Notaya alınan eserlerin tamamına yakını kırık havalardır.



A- YÖRE:

Her iki kitaptaki 131 notalı eserin yöresi olarak: 68 Arguvan, 29 Minayik(Kuyudere), 9 Emirler, 6 Atma Yöresi, 4 Germişi(Ermişli), 2 Hastek, 2 A.Sülmenli, 2 Y.Sülmenli, 2 Yeniköy, 1 Akören, 1 İsaköyü-Karahüyük, 1 Arguvan-Hekimhan, 1 Arguvan-Arapkir, 1 Mamusa (Koçak), 1 Ericek verilmiştir.

Hekimhan ve Arapkir ile ortak verilenler de eklendiğinde eserlerin 70 inde yöre olarak Arguvan verilmiştir. ( Türküleri ilçelere hatta iki köye bölüştürmek de güzel fikir) Kalan 61 eserin 2 tanesi de Arapkir′n bir köyü olan Hastek′den derlenmiş. Kalan 59 eserin 29 unun Minayik köyüne ait olması, kalan yarısının da Arguvan′ın 45 köy ve 72 mezrasına kalması düşünmeye değer..Bu haliyle Arguvan′ı kapsayan bir çalışma olduğunu söylemek zordur. Arguva′ın tüm köylerini de kapsayan bir çalışmanın gerekliliği düşünülmelidir.

Sn.Ali Ekber Gülbaş (Ekberi)′in eserleri: Eymirin Eymirin (Kitap 2-s.65) Git gayri (Kitap 2-s 72), Öldürürsün (Kitap 2- s 116) sırasıyla Arguvan, Y.Sülmenli, Y.Sülmenli olarak verilmiştir. İsaköylü Aşıki Ahmet′in "Arayı arayı benim bulduğum" (Kitap 2 s.17)adlı eserinin yöresi Minayik olarak verilmiştir. Eymirli Süleyman Efe′nin "Nolur Nolur" (Kitap 2 sç111) adlı eseri de Minayik′e mal edilmiştir.Kaynak kişinin köyüne göre yöre verildiği düşünülecek olursa Karahüyüklü Sadık Yılmaz′dan alınan " Bazı Bazı" adlı eser( Kitap 2-s.38), Erhan Yılmaz′dan alınan "Name geldi vatanımdan" adlı eser (Kitap 2-s.107), Ali Yılmaz′dan alınan "Nefes sarf eyleyip salma araya" adlı eser(Kitap 2 s.109) neden Karahüyüğe yazılmamıştır?



B-DERLEMEDE KAYNAK KİŞİLER

131 Notalı eserde 45 değişik kişiden yararlanılmıştır. Dört eserde kaynak kişi verilmemiştir.( Bu gün bize pir geldi, Eymirin eymirin, Her sabah her seher, Oy dağlarım oy gaderim) Derlemecilik kurallarına göre ilginç bir tablo oluşmaktadır.

Eymir′in Eymirin türküsünün kaynağı bellidir. Eserin söz yazarı Aşık Ekberidir. Eymir türküleri adlı kasette Erhan Yılmaz tarafından söylenmiş koro da eşlik etmiştir. Esserlerin çoğunu kasetlerden derledikleri belli olan derlemeciler bu kaseti dinlememişler midir?

Kİtap 1 de "Pirin elinden elinden" adlı eserde Kaynak kişi ve derlemeci Muharrem Arı verilmiştir. (Yanında Ayla Karaca da derlemeci) Bu da bir yanlış yazılımdır sanırım?

Bir çok eserde derlemeci ile kaynak kişinin görüşmesinin mümkün olmadığı tarihi olarak ortada iken buna derlemecilik demek yanlıştır. "Ses kayıtlarından aldık" dense daha etik olurdu.



C-DERLEYİCİ-NOTAYA ALAN

131 notalı eser 33 değişik kişi tarafından derlenmiş ve notaya alınmıştır.Bunlardan 60′ı Muharrem Temiz, 11′i Gani Pekşen, 7′si Seval Eroğlu, 6′sı Yasemin Eroğlu , 6′sı Abdurahman Çıplak, kalan 41′i de 28 değişik kişi tarafından yapılmıştır.

"Name Geldi Vatanımdan" (Kitap 2-s.107) adlı eserin derleyicisi Ali Yılmaz kimdir? Karahüyük Köyü′nden M.Ali oğlu, 1934 doğumlu Ali Yılmaz ise derleyici değil, kaynak kişi olabiir. Aynı isim Kitap 2-s.109 daki "Nefes sarfeyleyip" adlı eserin kaynak kişisidir. Bu eserin derleyicisi belli değildir?

Kitabın hazırlayıcısı dışındaki 32 derleyiciden bu eserlerin yayınlanması için izin alınmış mıdır? Bazı kitap ve kaynaklardan alındığı belli olan eserler vardır. Örneğin:

KİTAP 2

ESER SAYFA

1- Ağbaba semahı 10-16

2- Arzuhalım eyle 19-21

3- Divane gönlümün 52-55

4- Enbiya içinde 61-64

5- Gidem dedim 69-70

6-İnayettir 88-90

7- Kaldır dostum 92-94

8- Kıblemdir 95-97

9-Önüme bir çığır 117-120

10-Sorma be birader 124-130

11-Zahit mezhebimden 145-151



Yukarıdaki eserler Dr.Gani Pekşen tarafından yayımlanan "Anadolu derlemelerim 1" (Ege Üniversitesi Basımevi Bornova-İzmir .2007) adlı eserinden alınmıştır. Ancak ilgili eserden alındığına dair herhangi bir bilgi verilmemiştir. Yararlanılan bir eser hakkında bilgi vermemek etik yönden uygun bir davranış değildir.



D- DERLEMELERDEKİ SÖZ SAKATLIKLARI

KİTAP 1

1- Sayfa 6-7 "Aşağıdan gelir omuz omuza": Eser Aşık Bektaş′a aittir.3. dörtlüğü ve bağlantıda söz yanlışlıkları vardır. Doğru sözler Arguvanlı ozanlar 1, Ağıt 2008 ve Eymir türküleri kasetinde mevcuttur.

2- Sayfa 16-17 " Bu gün ben dostumu gördüm" Eser Aşık Mücrimi′nin değil Aşık Meluli′nindir. Doğru sözler "Aşık Meluli Divanı" sayfa 75 de bulunmaktadır.

3- Sayfa 39 "Fırat kenarında yüzen kayıklar" Bu ağıt Aşık Bektaş tarafından yakılmıştır.Bölgemizde söylenen şekli farklıdır.

4- sayfa 57 "Gurbet sana köyüm bana" Türkünün adı yanlış ve tutarsız. Türkülerde tutarsızlığa yer yoktur.

5- sayfa 65 "Kapının önünde önlük dikiyi" Bir dizesinde "Dedim güzel sen kimlerin yarisin?" denmiş. Böyle bir yanlışlık olur mu?

6 - sayfa 82 "pirin elinden elinden" Kul Himmet yada Kul Mahmut mahlasıyla söylenen bu deyişin sözleri yanlış.

7- sayfa 46 "gelin oldum karabelin eline" ve sayfa 86 daki "Sabah olur oğlan gider işine" ikisi aynı türkünün dörtlükleri

8- sayfa 93 " Şu dünyada adem oğluyum dersin" Aynı sözler Karac′oğlan′ın bir şiirinde var.Bu Hüseyin mahlaslı aşık kimdir?



KİTAP 2

1- " Bazı bazı" Eser Ali Yılmaz′ındır. Erhan Yılmaz tarafından çalınmış söylenmiştir. Bir dörtlüğü eksik yazılmıştır. (Mahlaslı dörtlük)

2- "Bu gün bize pir geldi" Kul Himmet Üstadımın bir tevhididir. 27 dörtlüklüdür. Baştaki dize yanlıştır.

3- "Bu gün erenlere kurban" Nesimi′nin bu deyişinde sözler değiştirilmiş ayak bozulmuştur.

4-" Dostum aşk meyi ver bana" Seyyit Nizamoğlu′nun bu deyişinde sözlerde yanlışlıklar var. Deyiş de eksikdir.

5- sayfa 65 "Eymirin eymirin" Bayranca "Ayranca" olacak.

6- sayfa 111 "Nolur Nolur" Söz yanlışlıkları var.

7- sayfa 142 söz yanlışlıkları var. "vız gelir" ne demektir?

Yukarıdaki hatalar derlemecilerin, aceleciliği, çoğu kere kaynak kişiyle yüz yüze çalışmadıkları (hatta hiç görmedikleri, kasetlerden dinleyip yazdıkları)nı düşündürmektedir.Derlemeler herhangi bir denetlemeden geçmiş midir? Yoksa derlemeci, denetlemeci aynı kişi midir?

KİTAP 1 NOTAYA ALINMAMIŞ UZUN HAVA TÜRKÜLER BÖLÜMÜ

Notaya alınmamış eser sayısı 48 dir. Bunlardan ikisinin notaya alınmış halleri birinci bölümde vardır. Bu türkülerin çoğunluğunun kasetlerden deşifre edilip yazıldığı anlaşılıyor. Sadece kaynak verilmiş kimin derlediği yazılmamıştır. Şu türkülerin ise ayrı bir özelliği var:

Türkü Sayfa Kaynak

1-Dağlarınan taşlarınan 107 Kerem Altıner

2- Güneşe söylenki 125 Anonim

3- Bacamızdan çıkar 126 "

4-Sabah güneşydin 127 "

5- Sabahınan bir yel esti 128 "

6- Kapısının önü 129 "

7- Meyil verdim 133 "

8- Nazlı yar honunu 134 "

9- Hangi dağa varsam 135 "

10- Dede türküsü 136 "

11- Sultanım 137 "

12-Orgun orgun 138 "

Bu türküler Erhan Yılmaz tarafından yayımlanan "Yılmadan yorulmadan" (Mert matbaası, 1997-Ankara) adlı eserinden alınmıştır. Erhan Yılmaz tarafından kasetlere okunan eserlerdir. Erhan Yılmaz′dan izin alınmış mıdır? Kitabı kaynak olarak gösterilmemiştir.

Ayrıca 136. sayfadaki Dede türküsüne " Minayik köyünden" diye not düşülmüştür. Bu türkünün Minayik köyü ile ilgisi olmadığını her Arguvanlı bilir.

Sonuç olarak:

Her iki kitapta yer alan eserlerde çok sayıda yanlışlıklar vardır. Amaç kültürümüzü doğru şekliyle korumak ve yaşatmak ise yukarıdaki eksik ve yanlışların bundan sonraki çalışmalarda düzeltilmesi, var olan güzelliklerin geliştirilmesi gerekir. Eksiğiyle fazlasıyla bu tür çalışmalarda büyük emek vardır. Bunu göz ardı etmemek lazımdır. Ancak görülen eksiklerin de üzeri örtülmemeli, ortaya konarak düzeltilmesine yardımcı olunmalıdır.



" Bir yanlışı görüp de sesini çıkarmayanlar o yanlışa katılıyor demektir."



HASAN BASRİ KILIÇ







Gönderen :HASAN BASRİ KILIÇ Tarih:17.11.2008

ATAM
ATAM ON KASIMLARI HEP ANDIK SAYGIYLA ANMAYA DEVAM EDECEĞİZ…

İYİ Kİ DOĞMUŞSUN PAŞAM

On Kasım da sen ölmedin
İyi ki doğmuşsun paşam
Mirasın çok yaşıyorsun
İyi ki doğmuşsun Paşam

Doğmasaydın don olurdu
Varlığımız son olurdu
Güneş kapkara doğardı
İyi ki doğmuşsun paşam

Rejim değil saltanattı
İşkalcılar at oynattı
Bize ölümü dayattı
İyi ki doğmuşsun paşam

Mirasın koruyor bizi
Cumhuriyet yolun izi
Kaç kez seslemiştim sizi
İyi ki doğmuşsun Paşam

Sen bizlesin biz de senle
Yatıp kalktık o güneşle
Baş edeceğiz kalleşle
İyi ki doğmuşsun Paşam

Senin ışık hep yanacak
İlkelerin korunacak
Düşmanların çatlayacak
İyi ki doğmuşsun Paşam

Ali Rıza’m unutmadık
Yoz yobazdan hiç korkmadık
Çağdaşlığa bel bağladık
İyi ki doğmuşun Paşam

09.11.08
Gönderen :Ali Rıza UĞURLU Tarih:09.11.2008

OBAMA İLE Mİ
OBMAN LA İLK ADIM MIDIR

5 KASIM gece geç saatlere kadar tüm Dünya’nın merakla beklediği kesin sonuçlar beklendiği gibi açıklandı. Neydi bu beklenti?
ABD de BARACK OBAMA mı - JOHN McCain mi, yeni Devlet başkanı seçilecek? Sonuç itibariyle ‘BARACK OBAMA’ bir zoru başarıp, kazandı ve ABD Başkanlık koltuğuna rahatça, hem ‘senatoda hem de mecliste çoğunlukla oturacak.
Peki OBAMA ile, hem ABD de hem de tüm dünyada yüze vuran renk neyin ifadesi idi?
Hem siyah ve hem de beyaz ABD insanları ve dünyanın yılıp usandığı ‘baba oğul’ ellerinde her yanıyla ezilen ve sömürülen bir dünya mı vardı? Elbetteki…
OBAMA ile tüm dünya insanının rüyasında başta savaş denen çağ dışı bu oyunların bozulma hesapları var. Bence yüze vuran heyecan da bu ağırlıkta olsa gerek. Geriye doğru ABD yönetimlerinde emperyalist politikalarla ‘vur kır’ dan usanan ve onun sonuçları olan insan kıyımından sıkılan, utanan, yalnız üçüncü dünya ülke değildi. Bir siyahı başkan seçen ‘ABD li ‘beyaz siyah’ çoğunluk vardı…
Peki; OBAMA ve yönetimiyle beklenen ‘huzur ve istikrar’ bir anda yerine getirilecek mi? Hayır hemen değil, ancak ABD de düne kadar ayrıcalığa tabi olan siyah birinin ‘Devlet Başkanlığı’na getirilmesi ile birlikte, ‘Beyaz Saray’da oynanan çok şey de değişiklikler düşünülmesi gayet doğal…
Tüm Dünya halkı, verilen ‘barış huzur’ sözleri, çağdaşlaşmanın önünü açacaktır, beklentisi içinde olacak…
Türkiye Başbakanı bu sonuçları değerlendirirken şöyle bir cümle kulandı, ‘Artık siyah beyaz diye bir ayrım kalmamıştır’. Hadi, darısı Türkiye ye… Dil de, İnanç’ta yani ‘Alevi Kürt, Türk, Kadın Erkek, şu Meshep bu yöre deyip partim ayırımı yapmadan, gelecek seçimlerde bir ‘Alevi Reisi Cumhur- Kürt Başbakan’lı bir ülke yönetilebilecek mi demek istedi acaba?
Ancak; son iki dönem, atamalarda AKP li olmayan ‘bir vali, bir Rektör, Bir Emniyet müdürü, genel müdür görmek şu an itibariyle zor. Şu gerçeğin altını kalınca bir çizmek gerekiyor. ABD de Buşş yönetiminden ayrı, içte benzer şikayetler AKP iktidarından da gün be gün çoğalmaya başladı.
Şimdiyse, bu güne dek gözler hep orada ‘ABD’ de idi, bu dünyayı ayağa kaldıran sonuçtan sonra, yine orası örnek alınarak, bizde de siyasi tutumlar tümden değişecek diyebilir miyiz?

Obama ‘ya gelince, tüm seçim propaganda döneminde yapacakları ile ilgili açıklamaları arasında Türkiye’yi düşündüren bir konu vardı. ‘Türkiye’de Ermeni soy kırımını kabul edilmelidir’, dendi.
Onca barış huzur sözü veren ABD Başkanı S.’OBAMA’ onca beklentilerin içinde, yepyeni bir kavganın önünü açacağına da inanmak bana kalırsa zor…
Türkiye bu sözün arkasından sıcağı sıcağına gitmelidir ve her şey açık bir dille anlatılmalı ve
Ermenistan la buluşup ilişkiler geliştirmekle de, o sözler önemini yitirecek diye düşünüyorum.
Öbür yandan. İrak’tan çekileceğim, İran’la masaya oturacağım, Afganistan’da huzurun yolu aranacaktır, gibi vaadler azımsanacak kadar küçük vaadler olmasa gerek.
S. OBAMA böyle barış yanlı bir politika başlattığında, Buşş denen herifin dünya’ya duyurduğu 20 yıllık ‘orta doğu’ savaş planları tümden değişecek demektir. Ancak; tüm Dünya da ABD ye kızarak çevrilen yüzlerin değişmesinin de zaman alacağı kesin. ABD emperyalist savaşçı politikalarının tümden değiştirme umutlarını tek başına ‘Sayın OBAM’ ya bağlamak da yeterli olamaz. Barış yanlı herkes ‘Tüm Dünya halkları’ seslerini yükselterek atılacak her adımın arkasında olmalı ve durulmamalı diyoruz.

Saygılarımla…
Gönderen :Ali Rıza UĞURLU Tarih:07.11.2008

bergüzar programı basın bültenidir. ilgilenirseniz seviniriz.
Yönetmen: Ali Bozkurt
Yapımcı: Ali Bozkurt
E-posta:
berguzar@trt.net.tr
Sunucular: Muzaffer Ertürk
Program Ekibi: Sibel Bilginoğlu Yolcu
Bülent Sarpkaya




Yönetmenliğini ve Yapımcılığını Ali Bozkurt’un, sunuculuğunu Ankara Radyosu Ses Sanatçısı Muzaffer Ertürk’ün üstlendiği Bergüzar programında her hafta olduğu gibi bu hafta da mahalli sanatçıların desteği ile halk müziğinin en güzel örnekleri verilmeye devam ediliyor. Programın bu haftaki bölümünde Arguvan ve Kangal yöresi deyişleri konu edildi. Malatya türküleri yöre ve yörede yaşayan insanların karakteri ve düşünce yapısına göre farklılıklar göstermektedir. Arguvan müziği de kendi içinde farklılıklar gösterir ki bunların içinde en önemlisi Bektaşilik felsefesi uyarınca genellikle dedelik ve aşıklık geleneği ile törenlerde çalınıp söylenen deyişlerdir. Çok eskilere dayanır ve geleneksel olarak bu günlere kadar gelmiştir Arguvan ağzı, halka en yakın müzik olup çok yalındır ve konuşmaya yakın bir şekilde söylenir. Sözlerinde aman, soyğa, ölem, neydem gibi kelimeler bulunan yalın ve halkın konuşma dili şeklinde söylenen türküler duyarsanız buna Arguvan ağzı türkü diyebilirsiniz. Türkülerini yaşamının içerisinden çıkarmış olan Arguvan ağzı türküler birçok motifle bezenmiştir. Bu ezgilerde herkes kendinden mutlaka bir şeyler bulur. Arguvan türküleri, bazen sevda, hasret ayrılık, yoksulluk, fakirlik, bazen de acıların, dertlerin, dile getirdiği motiflerde haykırır, bize. Yaşantımızda kimi zaman hon türküsü, kimi zaman el taşında bulgur ezgisi, kimi zaman da cenazemizde ağıt olarak karşımıza çıkar. Bir bakıma yaşamın ta kendisidir Arguvan ağzı türküler. Yöresel ağızla söylendiği gibi "Aguvanın eşşeenin anırtısı bile adama dohanır" sözü son derece doğru ve haklı bir tespittir. Arguvan ağzı türkü Çamşığı’dan başlayıp Hekimhan, Akçadağ, Doğanşehir’den geçerek bir çizgi halinde Adana’ya ve Gaziantep’e kadar uzanır. Farklı yörelerde türkülerin farklı yorumlanması Arguvan ağzı olma özelliğini yitirtmez. Esas itibariyle Arguvan ağzı müzik uzun havalardan meydana gelmiştir. Hareketli makamları da daha ziyade aksak ritimlidir. Programın bu haftaki konuk sanatçıları mahalli sanatçılar Hikmet Karadeniz ve Erhan Yılmaz. Bergüzar programı ile doyumsuz bir müzik ziyafetine bekliyoruz.


Yayın
10.11.2008 23:30 / TRT2

Gönderen :bülent sarpkaya Tarih:06.11.2008

ÇARE DEMOKRASİDE
ÇARE DEMOKRASİDE

Birileri Ay’da yıldızlarda dolaşırken, yerde varlığını gizleyen, dünyasını sevmeyen ilkel insan topluluğu mu oluşturuluyor? Dünya’nın Türkiye diyarında Cumhuriyetle birlikte çağdaşlaşma çabaları için oluşturulmuş ‘TBMM’ denilen bir çatı var. Burada buluşma yetkisi olanların toplanıp ne yapmak istedikleri henüz ülke insanlarımızın büyük bir çoğunluğu tarafından anlaşılır gibi de değil. Orada olanların ‘yolsuzluğun, usulsüzlüğün, tacizliğin ve hukuk karşıtı direnişlerin takipçisi olan Anayasal kurumlara bağlı ve saygılı olmak asıl görevleri olsa gerek. Bulunduğumuz bu coğrafyada ‘dil din ve tüm etnik kültürel farklılıklar zenginliklerimizdir, diyen yetkili ağızlar bu renklerin birbirini açması için, hani, şimdiye dek ne yaptılar? O insanlar asırlardır yaşadıkları her dönem, sistem de söz sahibi olanlar tarafından karşı karşıya getirildi. Bu insanlar olağan üstü durumlarda kenetlendi ve en zor koşullarda TC.Devletini kurdu. Her şeyde ortak olduklarına inanan bu insanlara Demokratik Laik bir sistemde yan yana, iç içe, huzur içinde yaşamanın yolları hep tıkalı tutuldu.
Bazı görülebilen şaşırtıcı olmaktan da öteye, düşündürücü çıkışlar halkın gündemine kendiliğinden gelip oturuyor.
İnsanlar şu anda kendi iç sorunlarını bırakıp olanları konuşmaya tartışmaya başladı. Hukuka sığmayan yanlı politikalar kafaları alabora etti.
Her şey bir tarafa bırakılıp, önce kadrolaşma ve şimdi de kayırmacılık başladı.
Bir örnek; Ülkede, işsizlik ve yoksulluk gibi sorunların ayyuka çıktığı şu sıralarda, seçmen yaş sınırını 18 e indirmeyi gündeme getirmekte uzun zaman zorlanan siyaset, birden evlenme yaşının 14 e indirilmesini akla getirdi?, işte bu konuşuluyor. Günümüzün gelişmiş ülkelerinde, bu konularda karar verme yaşı 18 le sınırlıdır. Bu sınırı 4 yaş aşağıya çekmekte amaç neydi? Daha erken ve çok çocuk üretmek için mi, yada köşeye sıkıştırılmış birileri mi kurtarılacak? 85 yıllık Cumhuriyetle ve 60 yıldır çok partili Demokratik tüm kurumlarıyla yapılanmış TC de bunlar konuşulacaktır elbette. O kurumlar hep işkal edildi…
Nerden Nereye, demekle bir yerlere varılmıyor. Batılı Dünyaya baktığımızda bizler hiç de bir yerden bir yere gelememişiz demektir.

2- Merkez üstü ABD olan dünya yı sarsan ekonomik kriz hiç şüphesiz Türkiye’yi de kaptı kıstıracaktır.
Daha önceki bir yazımda değinmiştim. ‘SİSTEM KENDİNİ ÇÖKERTİYOR’. 83 yaşında eski bir ‘ABD Merkez Bankası Başkanı şöyle söylüyor; ‘Bu krizlere gelinmesinde suç payı bende de var, serbest piyasa ekonomisi ve özelleştirme politikaları dünya ekonomisini bu duruma taşımıştır, diyebildi. Haklıdır,
burada ‘kar olursa şahsın kasasına, zarar da edilirse vergi veren dar gelirli herkesin cebine uzanılacaktır.
Başından buna karşı olan sosyal kesimler güçlerini gösterip o çıkışları durduramadı. Ancak; bunu dayatan bir avuç vurguncu, vurdukları ve kırıp döktükleri ile birlikte batağa bastılar. Ne yazık ki; tüm halk da bu zararı paylaşmak zorunda kalacaktır.
TC. Başbakanı o konuda çok rahat. Her konuşmasında ‘kriz bizi etkilemez, yada en az etkilenen biz olacağız, dedi. Dese ne yazar ki, ‘ateş bacayı sardı’ bile.
90’lı yıların başında ‘Fukuyama’ adlı bir ABD linin övgüyle ‘Liberalizmin kalıcılığından söz etmesi üzerine, Fıransız yazar ‘Alain Mine’ şöyle diyor: Başı boş ekonominin, düzensizliğin, yolsuzluğun, mafyaların, din ve meshep kavgalarıyla etnik boğuşmaların yaygınlaştığı yeni bir ortaçağa giriyoruz.
İşte denilen o günler gelip çattı bile…

Bu günlerde ‘Güney Doğu’da çalkalanan duruma tam olarak değinmeye gerek kalmadı kanımca.
Çünkü çok değindik, değişen hiç de bir şey olmadı. Ancak; kısa bir fikrimi tekrarlamakta yarar var
kanısındayım.
Olayların son bulması biraz zaman alacak ya, DTP taleplerini bir kitapçıkla BMM de vekillere dağıttı.
Daha fazla zaman kayıp etmeden, her aklı selimin duruma demokratik, çağdaş, insancıl bir çözüm düşünülmeli görüşünde ısrarlı. Bence de:
1- Feodal yapı yıkılacak
2- Toprak sağlıklı bir reformla halka dağıtılacak
3- Her yurttaş işi ve aşıyla meşgul olacak
4- Okul ‘çok dilde eğitim’ yol, sağlık hizmetleri halkın ayağına götürülecek
O zaman herkesten devletine ülkesine bağlı olma sessizliğini bekleyebilirsiniz.

Bu önerilerimiz gerçekleşmeden, bu günkü mevcut şartlarda, o bölgeye sanayi için yatırım yapmak ne derece sağlıklı olabilir?, düşünülmelidir…
Ölmek ve öldürmekle işin sonuna varılacağı görüşü, pek de sağlıklı olur diyemeyiz. O görüş 1984 den bu güne dek denendi. Bunları hep söyledik. Aksi halde, Dünya da başta ABD bir çok ülkenin, farklı iki yüzlü politikaları ile, durum daha da vahimleşebilir. Bu iki halk bu güne dek birlikte yaşamış, yaşamaktan da yanalar . Bunu kazanmanın yolları aranmalı ve gereken her ne varsa, ‘fikirlerimizi beyan ettik’ çağdaşça ‘Çare Demokraside’ diyoruz.

Saygılarımla.
Gönderen :Ali Rıza UĞURLU Tarih:29.10.2008

Sistem Kendini Çökertiyor
DEDİĞİM O DÜNYA KURULACAKTIR

Bu günümü, dünden berbat edenler
Bunların hesabı, sorulacaktır
Kader kısmet deyip, kanan beyinler
Çağın ışığıyla, arınacaktır

Aydını alimi, saymayan sultan
Feryadı figanı, duymayan sultan
Edip ettiğinden, caymayan sultan
Bilin ki kapınız, çalınacaktır

Şu feza çağında, inat çekilmez
Rüya ile, günün faslı sezilmez
İlim aklı zorlar, önü dürülmez
Yoldaki engeller, aşılacaktır

Fazla parmak, kanun olsa ne yazar
Çağa kuyu kazan, kendine kazar
Rüzgara yem olur, yanlış hesaplar
Hukuk dedik, önü açılacaktır

Savaş edenlere, arka çıkanlar
İnsan hakkı yeyip, kasa tutanlar
Şu görüş bu görüş, insan yakanlar
Kafanın kabuğu, kırılacaktır

Boşuna boş heves, kursakta kalır
Vücut ateş alır, dudak yarılır
Çiftesi sert eşek, belden kırılır
Sanmayın o düşen, doğrulacaktır

Yalancının mumu, yatmadan söner
O gece dolanır, gündüze döner
Çözüm millettedir, sizi de dener
Çağımız beladan, kurtulacaktır

Ben dünyamı, bildim önün görenim
Ekmeğim aşımı, dostla bölenim
İlkelliği geçtim, zulmü yenenim
Haksız benden yılıp, çıldıracaktır

Ali Rıza’m der ki, henüz bitmedik
Yürekler dopdolu, geri gitmedik
Yarınlar gelecek, umut kesmedik
Dediğim o dünya, kurulacaktır


SİSTEM KENDİNİ ÇÖKERTİYOR!!!
Gönderen :Ali Rıza UĞURLU Tarih:25.10.2008

GEL KEMAL PAŞA
GEL KEMAL PAŞA

Bir çağrı yapıldı, seni yazmaya
Kalemime katıl, gel Kemal Paşa
Hayalin karışsın, ak mürekkebe
Sensiz ülke sefil, çöl Kemal Paşa

Devrimin takiben, şahlık kalmadı
Dünya´da kralın, yüzü gülmedi
Kayıtsız yat, ilkelerin ölmedi
Bozulmaz, çizdiğin yol Kemal Paşa

Yurt ta Cihan da sulh, senin eserin
Serpildi dünya ya, bu güzel sözün
Oldu bittilere, sızlar kefenin
Ülke sana muhtaç, bil Kemal Paşa

Cehaletin yeli, üşüttü bizi
Gözlerimiz yolda, kestik nefesi
Yurtta söz sahibi, elin kerizi
Hep seni zikreder, dil Kemal Paşa

Ali Rıza´m, sesler gurbet ellerden
Senin adaletin, düşmez dillerden
Yürünecek, yürüdüğün izlerden
Pulsuz bir arzuhal, al Kemal Paşa

27.10.1981
Gönderen :Ali Rıza UĞURLU Tarih:17.10.2008

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72



ARAMA
 
 
Güncel

Buraya reklam vermek için iletişime geçiniz

Arguvan Haritası

 



 


ARGUVAN VE KÖYLERI EGITIM KÜLTÜR VAKFI

ADRES: Küçükyol sok. no:3 Bostanci-ISTANBUL
TEL: +90 (216) 416 12 74
TEL&FAX: +90 (216) 361 97 28
Arguvan Vakfi 2006®
E-Mail : info@arguvanvakfi.org.tr