Site    
» Yönetim Kurulu » Vakıf Faaliyetleri » Etkinlikler » Arguvan Türküleri » Arguvan Vakıf ve Dernekleri » Åžiir ve Åžairlerimiz » Arguvan Olgusu
» Yöremiz Fıkraları » Sanatçılarımız » Burslarımız » Yazarlarımız » Arguvan Kültür - Sanat » Kurucu Üyelerimiz » Muhtarlarımız
  
Thu, 06 Aug 2009 05:41:00

Aşık Hasan Hüseyin Orhan

Aşk sevdası geldi, kaynadım coştum Yüksekten uçarken engine düşdüm Eşimden ayrıldım, ben burda şaşdım Yabancılar vurmuş telli durnamı

Aşk sevdası geldi, kaynadım coştum Yüksekten uçarken engine düşdüm Eşimden ayrıldım, ben burda şaşdım Yabancılar vurmuş telli durnamı

Aşık Hasan Hüseyin Orhan resmi kayıtlarda 1900 Minayik yeni adıyla Kuyudere köyünde doÄŸmuÅŸtur. Babası, fahri olarak nahiye müdürlüÄŸü yapmış Hüseyin Efendi, annesi Kazo ana diye bilinen Keziban Hanımdır. Ehlibeyt neslinden olup İmam Zeynel Abidin soyundandır. Küçük yaÅŸlardan itibaren gerek AleviliÄŸin esasları gerek saz-söz sanatı üzerine kendisini yetiÅŸtirmiÅŸtir. Kendisini tanıyan ve hayatta olan insanlar, Hasan Hüseyin Orhan'ı her yönüyle hakikate ulaÅŸmış bir insan olarak tanımlamaktadırlar.

   Hasan Hüseyin Orhan cem-camaat birleyen, insanlara sevgi, saygı ve hoÅŸgörüyü aşılayan Alevilerin ruhani liderleri sayılan; inancı ile güçlü, bilgili bir "dede'' olarak bilinmektedir. DoÄŸanın saf, temiz ve güzelliÄŸini kendi kiÅŸiliÄŸine yansıtmış ve bunu ÅŸiirleri ile bütünleÅŸtirmiÅŸtir.

   Aşık Hasan Hüseyin Orhan baÄŸlamayı küçük yaÅŸta öÄŸrenmiÅŸtir. Önceleri Hatayi, Virani, Pir Sultan, Yemini, Fuzuli, Dertli, Esiri gibi ustalardan beyitler çalıp söylemiÅŸ, daha sonraları kendi yazdığı beyitleri de eklemiÅŸtir. Aşıkların ÅŸiirlerini yazmalarında genellikle baÅŸ vurdukları bir yol olan mahlas kullanmayı, Aşık Hasan Hüseyin Orhan'da da görmekteyiz, Mahlas, aşıklık geleneÄŸinde ve aşık edebiyatında çokça baÅŸ vurulan bir yoldur. Aşık ÅŸiirlerinde kendi isminin yanında ''Mahsun Hüseyin'', ''Aşık Hüseyniyem'' mahlasını da kullanmıştır.

    AraÅŸtırmamız sırasında Aşık Hasan Hüseyin Orhan'ın baÄŸlamayı pençe ile, daha geniÅŸ bir deyimle ÅŸelpe ile çok hünerli çaldığı tespit edilmiÅŸtir. Yine araÅŸtırmamızda, sazının perdelerini kesmek suretiyle, perdesiz olarak icra etmesi, aşığa has bir özellik olarak karşımıza çıkmaktadır.

   BaÄŸlama Alevi toplumunda kutsal bir saz olarak kabul edilmektedir. Bu nedenle, dini inançları gerçekleÅŸtirmede ve icra etmede bir araç olduÄŸundan, itibar görmektedir. Aşıklar için sazın apayrı bir yeri olup, sazlarına tutkun oldukları bilinmektedir. Aşık Hasan Hüseyin Orhan'ın bilinen ve günümüze kadar söylenen ''Telli Turnam'' deyiÅŸinde sazına ne derece tutkuyla baÄŸlı olduÄŸunu, bu tutkusunu ÅŸiirlerinde, bir oya gibi iÅŸlediÄŸini görmekteyiz. Gerçekten de sazı onun için üzüntüsünü, kederini, sevincini paylaÅŸtığı gerçek bir eÅŸ, vazgeçilmeyecek bir tutkudur. Sazına bir eÅŸ tutkusuyla baÄŸlı olmasının yanında, gerçek yaÅŸamda hayatının tek eÅŸi Sultan Ana olmuÅŸtur. Sultan Ana ile evliliÄŸinden Hüseyin Avni, DoÄŸan, HaÅŸim Vehbi adlarında üç erkek Akgül, Makbule, Naile ve Halise (Kibara) adlarında dört kız olmak üzere toplam yedi çocuÄŸu olmuÅŸtu.

   Aşık Hasan Hüseyin Orhan; Aşık Veysel, Ruhsatı, Aşık Daimi gibi, birçok aşıklarla sazlı sözlü meclislerde bulunmuÅŸtur.

   1937-38 yıllarında Ankara Devlet Konservatuarı tarafından bir çok deyiÅŸleri ses kayıt aygıtlarına alınarak derlenmiÅŸtir. 1938'de İstanbul'a gelmiÅŸ, 18 adet plak yapılmıştır. Günümüzde kaybolan taÅŸ plaklara 36 adet türkü ve deyiÅŸ okumuÅŸtur. Türkiye Radyo-Televizyon Kurumu repertuarında Telli Turnam ve Karşıda Kara Erik türkülerinin yanında repertuar dışında kendi sesinden ve sazından bir çok türkü, oyun havaları mevcuttur. Ayrıca yörede Aşık'a ait bir Çok ÅŸiirler ve ezgileri kendinden sonraki kuÅŸaklar tarafından günümüze kadar taşınmış ve devam ettirilmesi saÄŸlanmıştır.

   YaÅŸadığı dönemin devlet büyüklerine, Hatay'ın Türk topraklarına katılması üzerine yazdığı deyiÅŸler zamanın gazete ve mecmualarında yayınlanmış, Halkevleri arÅŸivlerine girmiÅŸtir. Halkevleri de Aşık Hasan Hüseyin Orhan'a sahip çıkmış, her Cumhuriyet Bayramı'nda Malatya Halkevi tarafından vazgeçilmez bir konuk olması saÄŸlanmış ve icracılığı, ÅŸiirleri, deyiÅŸleri tüm bölgeye tanıtılmıştır.

   Ekonomik olarak pek varlıklı olmayan Aşık Hasan Hüseyin Orhan, ekonomik durumunu düzeltmek için özel bir gayret göstermemiÅŸtir. Mensup olduÄŸu toplumun ve icra ettiÄŸi müziÄŸini, bir gönül iÅŸi olduÄŸunu, bu gönül iÅŸinin hiç bir zaman ticari amaç uÄŸruna kullanılmayacağı düÅŸüncesiyle, ekonomik durumu güçlü olmamasına raÄŸmen, sanatını para karşılığında deÄŸer kaybettirmeme amacıyla, gazinolardan gelen bütün teklifleri tereddütsüz geri çevirmiÅŸtir. Hemen hemen her konuda ÅŸiirler yazmıştır. DoÄŸup büyüdüÄŸü topraklar üzerine yazmış olduÄŸu ÅŸiirinde, köylünün sosyo-ekonomik durumunu dile getirmiÅŸ, hak'kın bu topraklar üzerindeki etkisini ince bir dille anlatmıştır.

   Kısa süren yaÅŸamının (45 yıl) gençlik yıllarında kendi ve çevresindeki yaÅŸamı konu alan doÄŸa ve toplumsal yaÅŸantıyı, insanı duygulan içeren ÅŸiirleri ağırlık taşırken sonraları dedeliÄŸin vermiÅŸ olduÄŸu öÄŸreti ve gelenekle kendisini tümüyle Alevilik içinde tasavvufa yöneltilmiÅŸtir.

    Aşık Veysel, Ruhsati, Aşık Daimi, Aşık Seyit Mefutni, İkrari, Hüseyin Orhan, Bayram Aksüt gibi aşıkların, kendisine hayranlık beslediÄŸini, hürmet ettiÄŸini yine yaÅŸayan kaynaklardan öÄŸrenmekteyiz. Amansız bir hastalığa yakalanarak genç yaÅŸta 17 Kasım 1945'te vefat eden Aşık Hasan Hüseyin Orhan geride yüzün üzerinde ÅŸiir bırakmıştır. Aşık Hasan Hüseyin Orhan, diÄŸer halk ozanlarında olduÄŸu gibi, halk tarafından çok sevilmiÅŸ ve adeta destansı bir kiÅŸiliÄŸe büründürülmüÅŸtür. O kadar ki 17 Kasım 1945 yılında kendi ölümünü tasvir eden ÅŸiirini okuduÄŸumuz zaman ölümünden bir kaç saat önce yazdığı ve ölümünü sezinlediÄŸini anlamaktayız. Halk arasında müspet yönde bir takım söylencelerle beraber, O'nun adeta ermiÅŸ mertebesine ulaÅŸmış bir kiÅŸi olduÄŸu, yöresinde kabul edilmekte ve saygı görmektedir.

   Tekke edebiyatına mensup olan aşıklar, yalnız ÅŸiirlerini söylemekle kalmayıp, tekkeye mensup olan müritlerini eÄŸitme görevini de üstlenmiÅŸlerdir. Tekke mensuplarının, kendi inanç ve düÅŸüncelerini "yayacak ve gelecek nesillere taşıyacak kiÅŸileri eÄŸitip, el vermeleri manevi bir zorunluluk olarak karşımıza çıkmaktadır. Böyle bir dünya görüÅŸünü benimsemiÅŸ olan Aşık Hasan Hüseyin Orhan, halkın milli kültür ürünlerinden biri sayılan aşıklık geleneÄŸini, yozlaÅŸmadan günümüze kadar süregelmesinde çok büyük bir rol oynamıştır. Vefat ettikten sonra geride aşıklık geleneÄŸini sürdürecek bir de kuÅŸak bırakmıştır. Böylece Minayik köyünün aşıklık geleneÄŸi günümüze kadar süregelmiÅŸtir. Bu kuÅŸaÄŸa, Merhum İbrahim Mamo Temİz (Seyit Meftuni), Merhum Hüseyin Avni Orhan (Efendi Dede), HaÅŸim Vehbi Orhan, Merhum Hüseyin Temiz (San Dede), Muharrem Naci Orhan (İkrari), Hasan Temiz, Hüseyin Orhan ve Bayram Aküt gibi örnekleri sıralayabiliniz.

   Aşık Hasan Hüseyin Orhan'ın yüz yirmi sayfalık kendi el yazısı ile yazmış olduÄŸu eski Türkçe ÅŸiirleri ve düÅŸünceleri(cönk) günümüz türkçesine çevrilmiÅŸtir. Aşığın mezarı doÄŸduÄŸu yer olan Malatya'nın Arguvan ilçesi Minayik yeni adıyla Kuyudere köyündedir. 

                 

Aşık Hasan Hüseyin Orhan'ın hayatı ve eserleri
nin 
belgelerle tespiti- Bitirme Tezi
Muharrem Naci Temiz



 

Dün Mü Buradaydın- Telli Durna

Dün mü buradaydın,bu gün mü geldin
Ötme garip garip sinemi deldin
Eşimden ayrıldım ben, burda kaldım
Yabancılar vurmuş telli durnamı

Aşk sevdası geldi, kaynadım coştum
Yüksekten uçarken engine düÅŸdüm
Eşimden ayrıldım, ben burda şaşdım
Yabancılar vurmuş telli durnamı

   

Giderim Elinizden

Giderim elinizden
Gurtulam dilinizden
YeÅŸil baÅŸ ördek olsam
Su içmem gölünüzden

Su bağladım kamışa
Su neylesin yanmışa
Mevlam sabırlar versin
Yarinden ayrılmışa



© 2004-2008 Arguvanvakfi.org.tr Arguvan Köyleri EÄŸitim Kültür Vakfı
Küçükyol sokak No.:3/2 Bostancı Kadıköy
Tel.:0216 416 12 74 Faks.: 0216 361 97 28
Powered by: PHPCow.com